25 derece üzerindeki hava sıcaklığı koronavirüsün bulaşma hızını azaltıyor

Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara, dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını ile ilgili ABD’de yapılan bir araştırmanın sonuçlarını paylaştı. 25 derece üzerindeki hava sıcaklığı koronavirüsün bulaşma hızını azalttığını belirten Ateş Kara, “Bir derece yükselme bulaşta %3.1 azalma sağlıyor” dedi.

Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara duyurdu: Bulaşma hızını azaltıyor

Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara, dünya genelinde 475 binden fazla insanın ölümüne neden olan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ile ilgili yapılan yeni bir araştırmanın sonucunu sosyal medya hesabından paylaştı. Prof. Dr. Ateş Kara, ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, 25 derece üzerindeki hava sıcaklığı koronavirüsün bulaşma hızını azalttığını belirtti.

“YÜZDE 3.1 AZALMA SAĞLIYOR”

Prof. Dr. Ateş Kara, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Yeni bir çalışma; Harvard ve MIT’den araştırmacılar 25 derece üzerindeki hava sıcaklığının SARS-CoV-2 bulaşında azalma sağladığını gösterdi. Ancak bu hava sıcakken virüs bulaşmaz anlamına gelmediği için önlemlere devam etmeliyiz. Bir derece yükselme bulaşta %3.1 azalma sağlıyor” ifadelerini kullandı.

üzerindeki hava sıcaklığında bulaşıcı aktivitesini kaybediyor

üzerindüzerindeki hava sıcaklığında bulaşıcı aktivitesini kaybediyoreki hava sıcaklığında bulaşıcı aktivitesini kaybediyor

Rusya İnsan Sağlığı ve Tüketiciyi Koruma Kurumu (Rospotrebnadzor), yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) 30 derece üzerindeki hava sıcaklığında bulaşıcı aktivitesini neredeyse tamamen kaybetme özelliğini taşıdığını açıkladı.

Rospotrebnadzor’dan yapılan açıklamada, “Yeni tip koronavirüs, sıcaklığı sevmiyor ve 30 derecenin üzerindeki hava sıcaklıklarında bulaşıcı aktivitesini neredeyse tamamen kaybediyor” ifadeleri yer aldı.

Ayrıca güneş ışınları ile düşük nem oranının da virüsün bozulmasına neden olduğu kaydedilen açıklamada, virüsün 70 derece üzerindeki sıcaklıklarda tamamen etkisiz hale geldiği vurgulandı.

Kovid-19 ölümüne yol açan anormal patoloji tespit edildi

Kovid-19 ölümüne yol açan anormal patoloji tespit edildi

İrlandalı bilim insanları, çok sayıda koronavirüs hastasının anormal kan pıhtılaşması nedeniyle öldüğünü ortaya çıkardı.

Eurekalert portalında yer alan habere göre, İrlanda Vasküler Biyoloji Merkezi ve İrlanda Kraliyet Cerrahlar Koleji’nden bilim insanları, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) hastalığı ağır seyreden kişilerin verilerini analiz ederek akciğerlerde oluşan mikro kan pıhtılarının anormal bozukluğa yol açtığı sonucuna vardı.

İrlanda Vasküler Biyoloji Merkezi Direktörü Prof. James O’Donnell“Akciğerlerdeki küçük hava keselerini etkileyen pnömoniye ek olarak, akciğerin her yerinde yüzlerce küçük kan pıhtısı da tespit ediyoruz. Diğer akciğer enfeksiyonlarında böyle bir durum görülmez ve bu, Kovid-19 hastasının kanında oksijen seviyesinin neden önemli ölçüde düştüğünü açıklıyor” ifadelerini kullandı.

Uzmanlar, koronavirüs hastalığı ağır seyreden kişilerde anormal kan pıhtılaşmasının kalp krizi ve inme riskini önemli ölçüde artırdığını düşünüyor.

Ayrıca kan pıhtılaşması yüksek seviyede olan kişilerde hastalığın ağır seyrettiği ve hastaneye kaldırılma ihtimalinin yüksek olduğu ortaya çıkarıldı.

Dünyanın en dayanıklı canlısı: Su Ayısı

Tardigrad ya da daha yaygın olan ismiyle su ayısı, sekiz bacaklı mikroskobik bir canlı olabilir. Ancak belki de dünyanın en dayanıklı canlı türleri arasında bulunuyorlar.
Son olarak Japonya’da yeni cinsleri keşfedilen su ayıları sadece 300 ila 700 mikrometre boyunda.

Vücudu tırtıla benzeyen ama sekiz bacağı bulunan su ayılarının O harfi şeklinde ağızları var. Genelde suda ya da yosunların üzerinde yaşayan su ayılarının temel besin kaynağı ise kendilerinden de küçük olan ve rotifer olarak adlandırılan mikro organizmalar.

NE KADAR DAYANIKLI?

Su ayıları yaklaşık 520 milyon ila 100 milyon yıldır yaşadığı düşünülüyor. Bilim insanları, 150 derece sıcaklığa ve -272 derece soğuğa dayanabilen su ayılarının uzayda dahi hayatta kalabileceğini söylüyor.

Almanya’nın Stuttgart Üniversitesi’nden mikrobiyolog Ralph Schill, “Dinozorların ortaya çıkışına ve yok oluşuna tanıklık etmiş bir canlı türünden bahsediyoruz” diyor.
2007 yılında Avrupa uzay araştırmaları ajansı, bir dizi mikro canlıyı alçak yörüngeye gönderip takibe almıştı. Susuz kalsalar da günlerce yaşamaya devam eden su ayıları atmosferin dışında 12 gün boyunca hayatta kalabilmişlerdi.

Su ayısının bir diğer özelliği ise radyasyona karşı dayanıklılığı. Çok sayıda canlıyı kısa süre içerisinde öldürebilecek olan yüksek dozda radyasyona dayanabilecek su ayılarının dünya üzerindeki yaşamı neredeyse tamamen sonlandırabilecek büyüklükteki kozmik felaketlerden dahi sağ çıkabileceği ifade ediliyor.
Scientific Reports bilimsel araştırmalar dergisinde yayınlanan makalede, su ayılarının gama ışını patlaması, büyük bir asteroid çarpması ve yıldız patlamalarına dayanabileceği ifade ediliyor.

Araştırmaya öncülük eden Oxford Üniversitesi’nden David Sloan, su ayılarının 5.000 ila 6.000 Gy radyasyona maruz kalıp yaşayabildiğini söylüyor ve “Bir insan 5 Gy radyasyona maruz kalıp yaşayabilirse kendisini şanslı sayar” diyor.
DünyaBBC Türkçe,Hürriyet Gazetesi,

Rusya’da dünyanın en nadir minerallerinden karletonit çözeltisi keşfedildi

Dünyanın en nadir minerallerinden birisi olan karletonitin en geniş alana yayılmış çözeltisi, Rusya’da keşfedildi.

Dünyada yalnızca bir ya da iki yerde rastlanılabildiği düşünülen bu silikat minerali daha önce Kanada’da da bulunmuş, ancak izi kaybedilmişti. Söz konusu gök mavisi çözelti, mücevher sektöründeki fiyatları alt üst edebilecek nitelikte.

Dünyanın en nadir minerallerinden olan ‘karletonit’ çözeltisi, bugüne dek yalnızca Kanada’nın Québec bölgesindeki Mont-Saint-Hilaire ilçesinde görülmüş ancak sonradan kaybedilmişti.Rusya Bilimler Akademisi Sibirya Şubesi Vinogradov Jeokimya Enstitüsü ve Irkutsk Ulusal Araştırmalar Teknik Üniversitesi’nden bilim insanları ise, Yakutistan, İrkutsk ve Transbaykal sınırındaki Moğolistan’a bağlı Mörön şehrinde ‘fluoro-carletonite’ olarak bilinen bu oldukça nadir mineralin benzersiz bir çözeltisini keşfetti.

Jeokimya ve mineraloji alanında çalışmalar yürüten Yekaterina Kaneva, “Beraber çalıştığımız bilim insanları, gezegenimizin yalnızca bir ya da iki noktasında rastlanılabilen, pek çok zaman da mikroskobik ölçekte gözlemlenen ve oldukça ileri teknoloji ekipmanlarla tespit edilebilen oldukça nadir bir mineral çözeltisi keşfetti” dedi.

Kaneva, “Eğer söz konusu mineral piyasaya sunulursa, mücevherat sektöründe oldukça büyük bir popülariteye sahip olacağından şüphe yok. Zira oldukça sınırlı olan bu kaynağa gösterilecek talep çok fazla olacak ve dolayısıyla fiyatlar yükselecek. Nadir maden arayışında olan kuyumcular, şimdiden bizimle iletişime geçip söz konusu mineralin bir örneğini satın alıp alamayacaklarını soruyorlar” açıklamasını yaptı.

Bilim insanları, koronavirüsün vücutta ne kadar süre kaldığını açıkladı

Bilim insanları, koronavirüsün vücutta ne kadar süre kaldığını açıkladı:
Pekin’deki bir sağlık kuruluşunda çalışma yürüten bir grup bilim insanı, yeni tip koronavirüs vakalarının yarısında virüsün, semptomlar kaybolduktan sonra bir ila sekiz gün daha vücutta kaldığını tespit etti. Çalışma sonuçları ATSJournals dergisinde yayınlandı.

Bilim insanları, Pekin’deki bir hastanede 28 Ocak-9 Şubat tarihleri arasında tedavi gören ve yaş ortalaması 35.5 olan 16 hastanın verilerini analiz etti.

MedicalXpress’e konuşan çalışma grubu üyelerinden Dr. Lokesh Sharm, “Çalışmanın en önemli sonucu, hastaların yarısının semptomlar ortadan kalktıktan sonra virüsü salgılamaya devam etmesidir” ifadelerini kullandı.

Sharm, hastaların iyileştikten sonra virüsü vücuttan atma sürelerinin bir ila sekiz gün arasında değiştiğini belirtti.

Çalışma grubunun bir başka üyesi Lixin Xie ise, karantina süresinin hastalar iyileştikten sonra bir iki hafta daha uzatılmasını önerdi.

Bilim insanları, çalışmanın yaşlı hastaları kapsamadığını, yaşlıların bağışıklık sisteminin zayıf olması nedeniyle virüsün muhtemelen vücutlarında daha uzun süre kalacağını kaydetti.

corona virüs aşısı, ilk kez insan üzerinde denenecek

corona virüs aşısı, ilk kez insan üzerinde denenecek
Corona virüsü aşısı ile ilgili son dakika haberi: Deneme süreci bugün başlıyor
Corona virüsü aşısı ile ilgili son dakika haberi geldi. ABD’nin en önemli ajanslarından Associated Press, ülkede ilk corona virüsü aşısının test edileceğini duyurdu. Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan corona virüsü tüm dünyayı etkisi altına alırken, 150’yi aşkın ülkeye yayıldı. Vaka sayısının 170 bine dayandığı corona virüsü için henüz bir aşı bulunamamıştı. ABD’deki corona virüsü aşısının testlerinden çıkacak sonuç tüm dünya tarafından merakla bekleniyor. Aşı çalışmalarını Ulusal Sağlık Enstitüsü destekliyor. Çalışma bugün Seattle’daki Kaiser Permanente Washington Sağlık Araştırma Enstitüsü’nde yapılacak
Corona virüsü için tarihi bir gün yaşanacak. Ocak ayında Çin’in Hubey eyaletine bağlı Wuhan kentinde patlak veren corona virüsüne karşı ilk aşı denemesi bugün ABD’de yapılacak. Henüz bir terapi ve tedavi yöntemi bulunmayahn coronavirüs ile ilgili flaş bilgiyi ABD’nin en önemli yayın kuruluşlarından Associated Press servis etti. Seattle’daki Kaiser Permanente Washington Sağlık Araştırma Enstitüsü’nde yapılacak çalışmayı, Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün fonladığı duyuruldu.

45 YAŞINDA BİR KİŞYEDE UYGULANACAK

Dünyanın merakla beklediği aşı haberinin gelmesiyle gözler ABD’ye çevrildi. ABD’de aşının sağlıklı 45 yaşındaki bir kişi üzerinde test edileceği belirtildi. Corona virüsü taşıma riski bulunmayan kişi üzerinde yapılacak olan aşı testinde yan etkilerin inceleneceği belirtiliyor.

EN AZ 8 AYA İHTİYAÇ VAR

ABD’deki testler başarı ile tamamlansa dahi aşının üretilmesi ve piyasaya sürülebilmesi için uzun bir süreye ihtiyaç var. Uzmanlar her şey yolunda gitse dahi, bir aşının üretilmesinin 8 ayı bulacağını belirtiyor. Bu da en hızlı üretimde dahi 2021 yılının başını işaret ediyor.

CORONA VİRÜSÜNÜN MERKEZİ AVRUPA’YA KAYDI

Dünya Sağlık Örgütü, corona virüsü ile ilgili 24 saat mesai harcıyor. ‘Küresel Salgın’ olarak ilan edilen corona virüsünün merkezinin Çin olmaktan çıktığı ve Avrupa’ya kaydığı belirtiliyor.

Bilim insanları yaşlanmayı yavaşlatmanın basit yöntemini açıkladı

Bilim insanları yaşlanmayı yavaşlatmanın basit yöntemini açıkladı
Stony Brook- New York Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacılar, beyin fonksiyonunda ilk bozulma belirtilerinin görüldüğü yaşı tespit ederek bu sürecin nasıl yavaşlatılabileceğini belirledi.
PNAS dergisinde yayınlanan çalışmada, nörobilimci Lillian Muhika-Parodi, 18 ila 88 yaşları arasında yaklaşık bin kişinin katılımıyla gerşekleşen deney sonucunu açıkladı. Beynin fonksiyonel bir MRG’sini kullanan bilim insanları, katılımcıların beyninin farklı bölgeleri arasındaki etkileşimin nasıl değiştiği, yaşa ve tüketilen gıdaya ne kadar bağlı olduğunu inceledi.
Nöronlar arasındaki fonksiyonel bağlantının yaşla birlikte kötüleştiği tespit edildi. Beynin yaşlanmasının ilk belirtilerinin 47 yaşında bile ortaya çıkabileceği ve 60 yaşında bilişsel yeteneklerin bozulma oranının zirveye ulaşabileceği görüldü. Bilim insanları bunun, büyük ölçüde vücudun insüline karşı direncindeki artıştan kaynaklandığını düşünüyor.

Muhika-Parodi, insan yaşlandığında, beyninin vücuda giren glikozu etkili bir şekilde işleme yeteneğini kaybettiğini, bu nedenle, nöronların yavaş yavaş acıktığı ve beyin bölümlerinin etkileşim ağlarının istikrarsızlaştığını belirtti.

Glikoza alternatif olarak ketonları öneren bilim insanları, karşılaştırma için katılımcılara normal ve düşük karbonhidratlı (pirinç veya patates olmaksızın, salata ile birlikte et veya balık) olmak üzere iki diyet uygulayarak beyinlerinin stabilitesini değerlendirdi.

Deney sonuçları, keton diyetinin beyin bölümlerinin etkileşimini geliştirdiğini ve genel bilişsel aktiviteyi artırdığını gösterdi. Üstelik bu etki, henüz 50 yaşına ulaşmamış olan genç katılımcılarda bile gözlendi.

Ketojenik diyetin temeli karbonhidratları önemli ölçüde sınırlayıp, yağ ve protein tüketimini artırmaya dayanıyor. … Böylece vücut, enerji sağlamak için yağ yakmak zorunda kalıyor. Ketojenik kelimesi ketozis kelimesinden geliyor. Ketozis, düşük karbonhidrat durumunda vücudun enerji elde etmek için yağ yakması demek.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’dan Koronavirüs için ‘sık sorulan sorular’ kılavuzu

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’dan Koronavirüs için ‘sık sorulan sorular’ kılavuzu

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpașa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, koronavirüs hakkında halkı bilgilendirmek amacıyla “sık sorulan sorular” kılavuzu hazırladı.

1- Ülkemizde COVID-19 vakası var mıdır?

Hayır, ülkemizde 2 Mart 2020 itibariyle Yeni Koronavirüs hastalığı (COVID-19) vakası henüz saptanmamıștır.

2- COVID-19 salgınına hazır mıyız?

Bugüne dek 50’den fazla ülkede 90 bine yakın vaka görülmüștür. Dünya Sağlık Örgütü, 28 Șubat 2020 tarihinde salgın riskini tüm dünya geneli için “en yüksek” düzeye yükseltmiștir. Salgının görüldüğü ülkelerden ülkemize giriș-çıkıșlar ile ilgili gerekli önlemler alınmıș olmakla birlikte hastalığın belirtisiz dönemde bulașabildiği düșünüldüğünde ülkemizde de görülme riski oldukça yüksektir. Sağlık Bakanlığı, olası vakaların teșhis, tedavi ve takibi için her ilde belirli hastaneleri belirlemiș, gerekli alt yapı hazırlıklarını tamamlamıș ve güncel bilgilere göre vaka yönetim algoritmalarını olușturmuștur.

3- COVID-19 ile Grip arasındaki benzerlikler ve farklılıklar nelerdir?

Grip (İnfluenza) ve COVID-19; bulașma yolları ve klinik belirtiler açısından oldukça benzer. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya genelinde yılda 290 – 600 bin kiși grip nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Son iki ayda grip nedeniyle ölenlerin sayısı COVID-19 nedeniyle ölenlerden en az 100 kat daha fazladır. Sadece ABD’de bu yıl 26 milyon kiși grip geçirmiș, 250.000 kiși grip nedeniyle hastaneye yatmıș ve 14.000 kiși hayatını kaybetmiștir. Gripte ölüm oranı (%0.05) COVID-19 ile karșılaștırıldığında daha düșüktür. Bunun nedeni gribe karșı toplumda yüzyıllardır olușan bağıșıklık, grip tedavisinde etkili antiviral ilaçların kullanılması ve gripte akciğer tutulumunun daha az olmasıdır.

4- Bulașma yolları nelerdir?

Șu ana kadar hastalığın bulașma yolunun damlacık yoluyla olduğu bildirilmiștir. Hasta kiși ile bir metreden yakın temas, kirli ellerin yüze-göze sürülmesi ile bulașmaktadır. Virüsün kuluçka süresi ile ilgili bilgiler sınırlıdır. Virüsle karșılașan kișilerde belirtiler genellikle ilk hafta içinde bașlamakla birlikte bu süre nadiren 27 güne kadar uzayabilmektedir. Virüsün dıș ortamda canlı kalma süresi net olarak bilinmemektedir.

5- Çin veya diğer riskli ülkelerden gelen kargolar ile hastalık bulașabilir mi?

Genel olarak bu virüsler cansız yüzeylerde oldukça kısa süre canlı kalabildikleri için paket veya kargo ile bulașma olması beklenmemektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün de bu konuda kısıtlaması yoktur. Ancak dıș ortamdan gelen her paket açıldıktan sonra eller yıkanmalıdır.

6- Hangi durumlarda COVID-19 enfeksiyonundan șüphelenilmeli?

Ate ve ani başlangıçlı solunum yolu hastalığı belirtileri (öksürük, solunum sıkıntısı v.b) bulunan kişilerde belirtilerin başlamasından önceki 14 gün içinde Çin’e ve hastalık yayılımımın devam ettiği diğer ülkelere (İran, Singapur, Tayland, Japonya, Hong Kong, Güney Kore) seyahat öyküsü var ise veya kanıtlı/șüpheli COVID-19 hastası ile teması var ise hemen diğer kișilerden ayrı bir alana alınmalı, maske kullanması sağlanmalı ve İl Sağlık Müdürlüğü ile iletișime geçilmelidir.

7- -Șüpheli hastayla temas durumunda ne yapılmalı?

COVID-19 tanılı veya șüpheli bir kiși ile yakın temas etmiș olanlar, son temaslarından sonraki 14 gün boyunca günde iki kez ateșlerini ölçmeli, öksürük, solunum sıkıntısı, boğaz ağrısı, baș ağrısı, vücut ağrıları, ishal, bulantı, kusma ve burun akıntısı gibi belirtiler açısından kendilerini takip etmeli, belirtiler bașlar ise sağlık görevlilerine bilgi vermeli veya maske kullanarak sağlık kurulușlarına bașvurmalıdır. Hasta ile temas halindeki sağlık çalıșanlarının, aile üyelerinin ve ziyaretçilerin sayısı sınırlanmalı; tüm personel ve ziyaretçiler de dahil olmak üzere hastanın odasına giren tüm kișilerin kaydı tutulmalıdır. Hastada belirtiler ortadan kalkana kadar bu önlemlere uyulmalıdır.

8- COVID-19 teșhisi nasıl konulur?

Son iki hafta içinde COVID-19 hastalığının yayılmaya devam ettiği bir ülke veya bölgeye seyahat etmiș veya COVID-19 tanısı almıș kiși ile bir metreden yakın teması olan kișilerde ateș, öksürük, solunum güçlüğü gibi belirtiler bulunması halinde olası COVID-19 ön tanısıyla burun ve boğazdan numune alınarak teșhisi için referans laboratuvarına gönderilir. Kesin tanı moleküler yöntemler (PCR) ile konulmaktadır.

9 -Klinik Özellikleri Nelerdir?

Enfeksiyonun yaygın belirtileri ateș, öksürük, nezle benzeri belirtiler ve solunum güçlüğü șeklindedir. Ciddi vakalarda ağır alt solunum yolu enfeksiyonu, solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği ve ölüm gelișebilir. Hastaların %80’inde hastalık hafif seyretmektedir.

10 -Hastalık kimlerde ağır seyretmektedir?

COVID-19, ileri yaș ve eșlik eden hastalığı (astım, diyabet, kalp hastalığı gibi) bulunanlarda daha ağır seyretmektedir. Bugünkü verilerle hastalığın %10-15 olguda ağır seyrettiği, yaklașık %2-3 olguda da ölümle sonuçlandığı bilinmektedir.

11- Yașa göre hastalığın ağırlığı nasıl değișmektedir?

Seksen yașının üzerindeki hastalarda ölüm oranı %14.8, 70-79 yașları arasındaki hastalarda %8 iken 10-40 yaș arasında ölüm oranı %0.2 bulunmuș, 10 yașın altındaki çocuk hastalarda hiç ölüm kaydedilmemiștir.

12 -COVID-19 için etkili bir tedavi var mıdır?

Hastalığa özgü olarak geliștirilmiș bir ilaç henüz yoktur. Hastanın genel durumuna göre destek tedavisi uygulanmaktadır. Benzer virüslere karșı etkili olan bazı ilaçların yeni coronavirüs üzerinde de etkili olduğunu gösteren çalıșmalar olmakla birlikte özgül tedavi için araștırmalar sürmektedir.

13 – COVID-19 için așı var mıdır?

Hayır, yeni coronavirus (SARS CoV-2) için koruyucu etkili bir așı henüz bulunmamaktadır. Etkili ve güvenli bir așının üretilebilmesi için en az bir buçuk yıla ihtiyaç vardır.

14- Korunma önlemleri nelerdir?

Akut solunum yolu enfeksiyonlarının bulașma riskini azaltmak için alınması gereken önlemler COVID-19 için de geçerlidir: – El temizliğine dikkat edilmelidir. Eller en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkanmalı, sabun ve suyun olmadığı durumlarda alkol bazlı el antiseptiği kullanılmalıdır. Antiseptik veya antibakteriyel içeren sabun kullanmaya gerek yoktur, normal sabun yeterlidir. – Eller yıkanmadan ağız, burun ve gözlerle temas edilmemelidir. – Hasta insanlarla temastan kaçınmalıdır (mümkün ise en az 1 m uzakta bulunulmalı). – Hasta insanlarla veya çevreleriyle doğrudan temas ettikten sonra eller yıkanmalı, ortak kullanılan nesneler ve yüzeyler dezenfekte edilmeli, havlu gibi kișisel eșyalar ortak kullanılmamalıdır. – Hastaların yoğun olarak bulunması nedeniyle mümkün ise sağlık merkezlerine gidilmemeli, sağlık kurulușuna gidilmesi gereken durumlarda diğer hastalarla temas en aza indirilmelidir. – Öksürme veya hapșırma sırasında burun ve ağız tek kullanımlık kağıt mendil ile örtülmeli, kağıt mendilin bulunmadığı durumlarda ise dirsek içi kullanılmalı, mümkünse kalabalık yerlere girilmemeli, eğer girmek zorunda kalınıyorsa ağız ve burun kapatılmalı, tıbbi maske kullanılmalıdır. – Çiğ veya az pișmiș hayvan ürünleri yemekten kaçınılmalıdır. İyi pișmiș yiyecekler tercih edilmelidir. – Seyahat sonrası 14 gün içinde herhangi bir solunum yolu semptomu olursa maske takılarak en yakın sağlık kurulușuna bașvurulmalı, doktora seyahat öyküsü hakkında bilgi verilmelidir.

15 – Kimler hangi maskeyi kullanmalı?

Bugün (02 Mart 2020) için ülkemizde sağlıklı kișilerin maske kullanmasına gerek yoktur. Herhangi bir viral solunum yolu enfeksiyonu geçirmekte olan kișinin öksürme veya hapșırma sırasında burun ve ağzını tek kullanımlık kâğıt mendil ile örtmesi, kâğıt mendilin bulunmadığı durumlarda ise dirsek içini kullanması, mümkünse kalabalık yerlere girmemesi, eğer girmek zorunda kalınıyorsa ağız ve burnunu kapatması, mümkünse basit tıbbi maske kullanması önerilmektedir. Filtreli maskeler, hastalara bakım veren sağlık çalıșanları için önerilmektedir.

16- COVID-19 hastalığı evde atlatılabilir mi?

Evet. COVID-19 çoğu kișide nezle veya gribal enfeksiyon gibi geçirilmekte, evde takip edilebilmektedir. Salgının önlenmesi için hafif üst solunum yolu belirtileri varlığında mümkün ise sağlık kurulușlarına gidilmemesi, gidilmesi gereken durumlarda mutlaka maske takılması ve diğer hastalarla temasın en aza indirilmesi önemlidir. Kronik hastalığı olanlar ile 60 yașın üzerindekilerin ise salgın durumunda, hastalıktan korunmak için evde kalmaları, belirtiler bașlaması halinde ise gecikmeden sağlık kurulușlarına bașvurmaları önerilir.