Bilim insanları, koronavirüsün vücutta ne kadar süre kaldığını açıkladı

Bilim insanları, koronavirüsün vücutta ne kadar süre kaldığını açıkladı:
Pekin’deki bir sağlık kuruluşunda çalışma yürüten bir grup bilim insanı, yeni tip koronavirüs vakalarının yarısında virüsün, semptomlar kaybolduktan sonra bir ila sekiz gün daha vücutta kaldığını tespit etti. Çalışma sonuçları ATSJournals dergisinde yayınlandı.

Bilim insanları, Pekin’deki bir hastanede 28 Ocak-9 Şubat tarihleri arasında tedavi gören ve yaş ortalaması 35.5 olan 16 hastanın verilerini analiz etti.

MedicalXpress’e konuşan çalışma grubu üyelerinden Dr. Lokesh Sharm, “Çalışmanın en önemli sonucu, hastaların yarısının semptomlar ortadan kalktıktan sonra virüsü salgılamaya devam etmesidir” ifadelerini kullandı.

Sharm, hastaların iyileştikten sonra virüsü vücuttan atma sürelerinin bir ila sekiz gün arasında değiştiğini belirtti.

Çalışma grubunun bir başka üyesi Lixin Xie ise, karantina süresinin hastalar iyileştikten sonra bir iki hafta daha uzatılmasını önerdi.

Bilim insanları, çalışmanın yaşlı hastaları kapsamadığını, yaşlıların bağışıklık sisteminin zayıf olması nedeniyle virüsün muhtemelen vücutlarında daha uzun süre kalacağını kaydetti.

Kanserin ana sebeplerinden biri kronik iltihaplanma

Bilim insanları, kronik iltihaplanmanın kötü huylu tümörlerin gelişmesinin ana nedenlerinden biri olduğunu tespit etti.
MedicalXpress’in aktardığına göre, ABD’nin Charlotte şehrindeki Kuzey Carolina Üniversitesi’nden uzmanlar, 10 vakanın ikisinde kanserin nedeni enfeksiyon, virüs veya bakteriler olduğunu ortaya çıkardı. Bakterilerin MUC1 glikoprotein ile etkileşimi hastalığa yol açıyor. Glikoprotein, organlardaki epitel hücrelerinin apikal yüzeyini kaplıyor.
Uzmanların görüşüne göre glikoprotein, kronik iltihaplanmada patojenik süreçlere neden olabiliyor.

Diğer yandan MUC1’in koruyucu fonksiyona sahip olduğunu kaydeden uzmanlar, bu glikoproteinin her zaman tehlikeli hücreye dönüşmediğini kaydetti. Glikoproteinin, bazı hastalarda antienflamatuvar (iltihapla savaşan) işlevini sürdürmeye devam ediyor.

Bilim insanları, dünyanın eriyen ‘son buz bölgesinin’ görüntülerini yayınladı

Amerikan Coğrafya Birliği, Kuzey Kutbu’nun buz örtüsünün 1984’ten 2018’e nasıl değiştiğini ve 35 yıl içinde yüzde 35 azaldığını gösteren bir video yayınladı. Aynı zamanda, Kuzey Kutbu’nun en eski ve en kalın buz kütlesinin, Kuzey Buz Denizi’nin diğer bölgelerine göre iki kat daha hızlı eridiği belirlendi.
Science sitesinde yer alan habere göre, Gröland’ın kuzeyi ve Kanada’nın en kuzeyindeki adalar boyunca batıya doğru uzanan 1300 kilometrelik şerit dışında, buz bölgesinde yıl boyunca erimeyen alan kalmadı.
Bilim insanları bu bölgeyi dünyanın ‘son buz bölgesi’ olarak adlandırıyor. Buz kalınlığının dört metreye ulaştığı bu bölgelerdeki buz tabakasının Kuzey Buz Denizi’ndeki diğer bölgelerine göre iki kat daha hızlı eridiği ortaya çıktı. Bu alanlar, deniz buzunun kendileri için hayati önemde olduğu kutup ayısı, deniz aygırı ve boynuzlu balina gibi birçok kuzey hayvanı için son ‘gettolar’ olabilir.

Ancak geleceğe dönük tahminler daha da ürkütücü. Araştırmacılar, ‘gizli ısının’ etkisinin dünyanın ikliminin bildiğimiz halini son süratle tehdit ettiğini belirtiyor.
Sudaki buzu eritmek için, suyu bir derece ısıtmak için gereken enerjiden 80 kat daha fazla enerji gerekiyor. Buzun erimesi ve sıvı halindeki suya dönüşmesi, 80 kat daha hızlı ısınması anlamına geliyor. Kuzey Buz Denizi, çok ciddi sonuçları olacak şekilde süratle ısınmaya devam ediyor.